| Savaşa
Karşı Savaş ve Ulusal Savunmacılık
Leon Troçki (1924)
Şubat 1917'de Çarlığın devrilmesi elbette ileriye
doğru dev bir sıçrayıştı. Ancak tek başına ele alındığında Şubat
Devrimi'nin tek anlamı Rusya'nın, örneğin Fransa'da varolan burjuva
cumhuriyet biçimine yaklaşmakta olduğu anlamına gelirdi. Küçük burjuva
devrimci partileri tabii ki bunu bir burjuva devrimi olarak kabul
etmiyorlar, ancak onu sosyalist devrime doğru bir aşama olarak da
görmüyorlardı. Onlar Şubat Devrimi'ni kendi başına bağımsız değeri
olan bir demokratik kazanım olarak addediyorlardı. Devrimci ulusal
savunmacılık ideolojisini bunun üzerine inşa etmişlerdi. Onlar şu
veya bu sınıfın hakimiyetini savunmuyorlar, devrimi ve demokrasiyi
savunuyorlardı. Ne var ki kendi partimizde dahi ilk zamanlarda Şubat
Devrimi, devrimci perspektiflerde hatırı sayılır bir kaymaya sebebiyet
verdi. Mart ayında Pravda Lenin'in konumundan çok devrimci ulusal
savunmacılık konumuna çok daha yakındı.
Redaksiyonun makalelerinden 'birinde şöyle deniyordu:
"Eğer iki ordu karşı karşıya ise en saçma siyasi
çizgi onlardan birine silahlarını indirip evlerine dönmeyi önermek
olur. Bu çizgi bir barış politikası değil, bir kölecilik politikası
olurdu. Özgür bir halkın nefretle reddedeceği bir politika. Hayır,
halk mevzisini terketmeyecek ve her kurşuna kurşunla, her bombaya
bombayla cevap verecektir. Devrimin askeri güçlerinin herhangi bir
şekilde dağılmasına izin vermemeliyiz." (Pravda, 15 Mart 1917;
Gizli Diplomasiye Hayır)
Görüldüğü gibi burada sözkonusu olan hakim veya ezilen
sınıflar değil özgür halk kavramı; iktidar için mücadelede sınıflar
değil "mevzisini terketmeyen" özgür halktır Bu görüşlerin
ifadesi de içeriği de ulusal savunmacıdır. Aynı makalede şu satırları
da okuyabiliriz: "Şiarımız devrimci olan ordunun veya devrimcileşmekte
olan ordunun dağıtılması değil, keza "Kahrolsun Savaş!"
Şeklindeki içi boş ifade de değildir. Bizim Şiarımız Geçici Hükümet'e
baskı yaparak onu açıkça dünya demokrasisi yönünde tüm savaşkan
ülkeleri derhal tartışmaya çağıracak dünya savaşına son vermenin
yollarını araştırmaya zorlamaktır. O ana kadar kimse savaş mevzisini
terketmeyecektir. Emperyalist hükümeti bu tür bir denemeye zorlamak
üzere ona baskı yapma programı, Almanya'da Kautsky ye Ledebour'un,
Fransa'da Lonfue'nin, İngiltere'de Mac Donald'ın programıydı ama
Bolşeviklerin programı kesinlikle değildi. Bu makalede Pravda'nın
redaksiyonu, Petrograd sovyetinin (devrimci ulusal savunmacılık
ruhuyla kaleme alınmış) Tüm Dünya Halklarına bildirgesini desteklemekle
kalmıyor, Petrograt'taki iki toplantıda kabul edilen açıkça ulusal
savunmacı kararlarla da dayanışmasını dile getiriyordu. Bu kararlardan
birinde şöyle deniyordu:
"Eğer Alman ve Avusturya demokrasileri sesimizi
duymazlarsa (yani Geçici Hükümetin ve uzlaşmacı Sovyet’in sesini;
Leon T. notu) vatanımı kanımızın son damlasına kadar savunacağız."
Bu makale bir istisna değildir. Lenin'in Rusya'ya
dönüşüne kadar Pravda'nın izlediği çizgiyi yansıtır tümüyle. Nitekim
Savaş Üzerine (Pravda, 16 Mart 1917) makalesinde -ki bu makalede
halklara bildirgesi üzerine bazı eleştirel notlar da bulunmaktadır-
şöyle bir duyuruya rastlanıyor:
"Petrogart İşçi ve Asker Temsilcileri Sovyetinin,
dünya halklarına, katliamı sona erdirmek için, hükümetlerini zorlamaya
davet eden çağrısını kutlamamak mümkün değildi."
Peki ama savaşa nasıl son verilecek? Aynı makalede bu soruya da
şöyle cevap veriyor:
"Çıkış yolu, Geçici Hükümete baskı yapıp onu
derhal barış görüşmeleri yapmaya razı olduğunu beyan etmeye zorlamak."
Az veya çok örtülü bir biçimde ulusal savunmacı ve
uzlaşmacı nitelikte buna benzer bir dizi alıntı yapmak mümkün. Henüz
o zaman Zürih'ten kaçmayı başaramamış olan Lenin Uzaktan Mektuplar'ında
uzlaşmacılığa ve ulusal savunmacılığa verilmiş her tür taviz benzerine
kesinlikle karşı çıkıyordu. 8 Mart’ta şöyle yazıyordu:
"Bu hükümetin emperyalist savaşın sürmesini
istediğini, İngiliz sermayesinin ajanı olduğu, monarşinin yeniden
inşasından ve kapitalistIerle toprak sahiplerinin egemenliğinin
pekiştirilmesinden yana olduğunu halktan gizlemenin ve yoksaymanın
kabul edilebilir hiçbir tarafı yoktur". Daha sonra 12 Mart'ta
Lenin bu kez şöyle der: "Bu hükümetten demokratik bir barış
imzalamasını önermek üzere seslenmek toprak sahipIerine ve tüccarlara
allahın yasaIarına göre yaşamayı, tüm insanları sevmeyi, sol yanağına
tokat atıldığında sağ yanağını uzatmayı öneren saf bir köy papazı
gibi hareket etmek olur."
4 Nisan'da Petrograt'a girişinin ertesi günü Lenin,
Pravda'nın savaş ve barış konusundaki tutumuna kararlı bir şekilde
karşı çıktı:
"Geçici Hükümet' e hiçbir destek verilmemelidir"
diyordu, "tüm vaatlerinin, özellikle de ilhaklardan vazgeçeceğine
dair olanın sahteliğini açıklamak gerekir. Bu hükümetten emperyalist
olmaktan vazgeçmesini talep etmek yerine (ki bu talep oIsa olsa
yanılsamalara yolaçar) onun maskesini yırtmak gerekir." Lenin'in
Pravda tarafından bu kadar olumlu karşılanan 14 Mart çağrısını "bulanık
ve karmaşık" olarak nitelediğini belirtmeye gerek yok. Diğer
halkları kendi bankacılarıyla ipleri koparmaya davet edenlerin aynı
zamanda kendi bankacılarıyla bir koalisyon hükümeti kurmaları korkunç
bir ikiyüzlülüktür. Lenin platform taslağında şöyle der: "Merkez
adamları Marksist olduklarına, barıştan yana olduklarına, hükümetlerinin
‘halkın barış isteğini ifade etmesi' için her tür baskı yapmaktan
yana olduklarına yemin billah ediyorlar."
İlk ağızda buna şöyle itiraz edilebilir: Peki bir
devrimci parti burjuvaziye ve onun hükümetine baskı yapmaktan vaz
mı geçer? Elbette ki hayır. Burjuva hükümetine baskı reformlar yoludur.
Devrimci Marksist bir parti reformlardan vazgeçmez. Ancak reformlar
ikincil konular üzerindedir, temel sorunlarda değil. Reformlar yoluyla
iktidarı ele geçiremezsiniz. Bir baskı yoluyla burjuvaziyi kaderinin
oynandığı bir sorunda politika değiştirmeye zorlayamazsınız. İşte
tam, reformist bir baskıya hiçbir alan tanımadığı içindir ki savaş
devrimci bir durum yaratmıştır: Ya sonuna kadar burjuvazinin peşinden
gidilecekti ya da iktidarı onun elinden kapmak için kitleler ona
karşı ayaklandırılacaktı. İlk durumda burjuvaziden iç politikada
bazı tavizler koparılabilirdi ama emperyalizmin dış politikasını
istisnasız desteklemek kaydıyla. Bu nedenledir ki sosyalist reformizm
savaşın başlangıcından itibaren açıkça sosyalist emperyalizme dönüşmüştür.
İşte bunun içindir ki gerçekten devrimci olan öğeler yeni bir enternasyonal
yaratmaya girişmek zorunda kalmışlardır. Pravda'nın görüşleri proleter
devrimci değil demokratik ulusal savunmacıydı, ulusal savunmacılıkta
ikircikli olsa dahi, Çarlığı devirdik deniliyordu, demokratik iktidar
üzerine bir baskı uyguluyoruz, bu iktidar haklara barış önermelidir.
Eğer Alman demokrasisi kendi hükümetine yeterli baskıyı uygulamazsa
"vatanımızı kanımızın son damlasına kadar savunuruz. Böylece
barış burjuva Geçici Hükümeti'ne rağmen salt işçi sınıfı tarafından
gerçekleştirilmesi gereken bir görev olarak konmuyordu, çünkü proletaryanın
iktidarı fethetmesi pratik bir devrimci görev olarak görülmüyordu.
Oysa her ikisi de birbirinden ayrılmaz görevlerdi.
1. Bu yazı, Leon Troçki’nin 1924 yılında yayımlanan
Ekim Dersleri adlı kitabından alınmıştır.
|