KAPİTALİZM İLE SUÇ ORTAĞI OLMAYANLAR, KAPİTALİZMİ YIKIP, ÖZGÜRLÜKÇÜ VE EŞİTLİKÇİ BİR DÜNYA KURMAK İÇİN, DEVRİMCİ BİR DÜNYA PARTİSİNİN POLİTİK ÖNDERLİĞİNDE BİRLEŞEREK SAVAŞIN!

 
 

KOMÜNİST ZEMİN NEDİR, NE DEĞİLDİR?

Komünist Zemin, tarihi, yaşamı, toplumları ve toplumsal olayları Diyalektik Materyalizm ve Tarihsel Maddecilik üzerinden anlar, açıklar ve tutum belirler.

Komünist Zemin, marksizmi Marks, Engels ve onların devrimci ardılları olan, Lenin, Troçki, R. Lüxemburg, A. Gramsci gibi devrimci öncüllerin söyledikleri, yaptıkları ya da yapamadıkları iyi ya da kötü şeyler olarak görmez. Ne bu devrimci öncüllerin, nede marksizm adına hareket etttiklerini söylemiş olan ya da söylemeye devam eden Kautsky, Stalin, Mao, Tito, Enver Hoca ve Ho Şi-Minh gibi marksizme ve komünizm davasına ihanet etmiş ya da marksizm ile hiçbir alakası olmadığı halde onun arkasına saklanarak varlık göstermiş putların söylediklerinden ve icraatlarından hareketle marksizmin doğruluğunu ya da yanlışlığını tartışmaz. Maksizmi, Diyalektik Materyalizm, Tarihsel Maddecilik, Evrensel Kurtuluşçu Bir Öğreti, Devrimci Bir Eylem Kılavuzu ve Eylemi’nin tutarlı bir sistemi olarak kavrar, kabul eder. Marksizmi, Marks’ta dahil, kişilerin günah ve sevaplarına indirgemez.

Komünist Zemin, gelenek sorununu ele alırken, kendisini Leninist, Troçkist vb. türden ist-lere dayandırmaz, tanımlamaz ve kendisini şahısların takipçisi olarak görmez. Bağlı olduğu ve sahiplendiği yegane gelenek; komünizm amacına yönelik olarak egemen olan karşısında devrimci rol oynayan ve evrensel özgürlük mücadelesine devrimci anlamda teorik ve pratik katkı sunmuş olandır. Örneğin: Komünist Manifesto’yu(1); Paris Komünü’nü; yeni bir enternasyonalin kurulması için bir girişim olan Zimmerwald konferansını ve bu konferansta Bolşeviklerin tutumunu; 1917 Ekim Devrimi’ni(2); III. Enternasyonal’in kuruluş bildirgesini ve ilk dört kongresini(3), Troçki önderliğindeki Uluslararası Sol Muhalefet’in karşı devrimci Stalinizm karşısında marksizmi ve komünist hareketin kazanımlarını cesaretle savunusunu, devrimci duruşunu, karşı devrimci Stalinizm’e ve uluslararası kapitalizme karşı devrimci mücadelenin bir kaçınılmazı olarak geçte olsa 4. Enternasyonel’i inşaa etme yürekliliğini göstermiş olmasını, 1938’de 4. Enternasyonal’in kuruluşunun temel programatik belgesi olan Geçiş Programı’nın dayanmış olduğu ilkeleri ve geçiş programı anlayışını kendi geleneği olarak görür, sahiplenir ve savunur. Troçki’nin kuramlaştırdığı Sürekli Devrim Anlayışı´nı, 1917 ekim devrimi arefesinde boşeviklerin iktidarın alınması yönündeki tutumunu, Lenin’in devrimci örgüt anlayışını kendi geleneği olarak görür, sahip çıkar ve kılavuzu yapar. Yine örneğin: Marks ve Engels’in İngiltere’nin Hindistan’ı ilhakını alkışlamalarını, genel olarak erkek ve batı merkezci yaklaşımlarını, Lenin’in 1917 şubat devrimine kadarki devrim anlayışını, Lenin ve Troçki’nin devrimden sonra emeğin militarizasyonunu ve sendikaların devlete bağlanmasını savunmalarını, hangi gerekçe ile olursa olsun bir bütün olarak muhalefeti yasaklayıp işçilerin iktidarı yerine partinin mutlak iktidarını koymuş olmalarını geleneği olarak red ve mahkum eder.

Komünist Zemin, kapitalizmin reformlar yoluyla doğa ve doğadaki canlılar ile barışık bir sisteme dönüştürülebileceğini, bu sürecin sonunda yerini eşitlikçi bir topluma bırakacağını savunan kendiliğindenci ve evrimci anlayışı mahkum eder. Doğa ve yeryüzü yaşamının devamının kapitalizmin bütün kurumlarıyla birlikte yıkılmasına endekslendiğini, bunun biricik yolunun ise proleter dünya devrimi olduğunu savunur.

Komünist Zemin, özgürlükçü ve eşitlikçi bir toplum olan komünizm amacı için mücadele eder. Bu amaca ancak burjuva devletinin bir ülkede yıkılması ile başlanıp, uluslararası düzeyde tamamlanacak bir geçiş sürecinin sonunda ulaşılabileceğini, bu geçiş sürecinin tek siyasal biçiminin sovyetik tipte örgütlenmiş proletaryanın devrimci diktatörlüğü olduğunu savunur.

Komünist Zemin, kapitalizmden komünizme geçişte zorunlu olan geçiş dönemini ve onun siyasal örgütlenmesi olan prolerya diktatörlüğünü reddeden anarşist anlayışı reddeder.

Komünist Zemin, sınıfsız toplumun ancak dünya çapında kurulabileceğini, bu mücadelede tek tek ülkelerde kazanılacak zaferlerin dünya sovyet cumhuriyeti için verilen uluslararası mücadelede birer mevzi olabileceğini, ulusal ölçekte kazanılacak mevzilerin korunmasının biricik garantisinin yine dünya sovyet cumhuriyeti için mücadele ile mümkün olabileceğini savunur.

Komünist Zemin, sosyalizmin sınıfsız/devletsiz bir toplum biçimi olduğunu ve ancak uluslararası ölçekte ona ihtiyacı olanların doğrudan eylemiyle gerçekleştirilebileceğini savunur. Sosyalizmi sınıflı/devletli bir toplum biçimi olarak gören ve ulusal ölçekte kurulabileceğini savunan anlayışın gerici olduğunu, proletaryanın uluslararası mücadelesi karşısında karşı devrimci bir rol oynayacağını ilan ederek mahkum eder.

Komünist Zemin, komünizm amacına ulaşabilmenin yolunun dünya devrimi olduğunu, uluslararası düzeyde sınıf mücadelesine müdahale edecek ve devrimden çıkarı olanların birleşik eylemini örgütleyecek bir devrimci dünya partisi ve onun politik önderliği olmaksızın ulusal ve uluslararası ölçekteki sosyalizm mücadelelerini nihayete erdirebilmenin mümkün olmadığını, bu uğurda elde edilebilecek kazanımların güvence altına alınayamayacağını savunur.

Komünist Zemin, Enternasyonalizm ve Dünya Partisi anlayışlarını birlikte ele alır ve bunları birbirinin ayrılmaz bileşenleri olarak görür. Enternasyonalizm, birilerinin birilerini desteklemesi değil, evrensel özgürlüğe ve toptan kurtuluşa ulaşmak için birlikte mücadelenin, birlikte örgütlenebilmenin, birlikte hareket edebilmenin ideolojik ve programatik zeminidir.
Bu zeminin örgütlenmesi sınıf mücadelesinin “yükseliş” ya da “gerileme” dönemlerine endekslenemez.

Komünist Zemin, devrimci bir Dünya Partisi’nin inşasını Enternasyonalizmin ayrılmaz bir parçası, onun tamamlayıcısı olarak görür. Komunist Zemin, dünya devrimi programına dayanan, tartışmada bileşenlerini sonuna kadar özgür kılan ve onların özgürlüklerini garanti altına alan, iç işleyişinde ve eylemde demokratik merkeziyetçiliği esas alan devrimci bir Dünya Partisi’nin inşasını koşullardan bağımsız, ertelenemez stratejik ve programatik bir zorunluluk olarak kavrar ve devrimci bir Dünya Partisi’nin inşası için uzlaşmaz bir mücadele verir.

Komünist Zemin, sosyalizme ulaşabilmenin tek imkanı olan dünya devrimini başarabilmenin yolunun dünya işçilerinin birliğinden geçtiğini mücadelesinin olmazsa olmazı olarak kabul eder. Bunun kendiliğinden gerçekleşebilecek birşey olmadığının altını önemle çizer ve mücadelesini bu anlayışından taviz vermeksizin sürdürür.

Komünist Zemin, bugün, Dünya İşçi Sınıfının tarihte eşi görülmemiş bir biçimde Batılı zengin ülkelerin işçileri ve yoksullaştırılmış ülkelerin işçileri olarak bölünmüş olması karşısında, dünya devriminin öznesi olan dünya işçi sınıfının enternasyonalist birliğinin kurulabilmesinin tek koşulunu, bölünmeye yolaçan kapitalist savaş stratejilerine karşı bölünmenin mağduru olan yoksullaştırılmış ülkelerin işçilerinin yanında ve zengin Batılı ülkelerin işçilerinin ayrıcalıklarının karşısında tutum alan bir anlayışta görür. Egemenler, bu bölünmelenin mağduru olanlarının mağduriyetleriyle, bölünmenin öteki tarafında kalanını ayrıcalıklı kılmakta; ayrıcalıklı kılarak onu kendi müttefiği yapmakta; onu müttefiği yaparak Dünya İşçi Sınıfı’nı bölmektedir. Egemenler yoksullaştırdıkları coğrafyaların insanlarını açlığa mahkum ederek Batılı işçilere refah sağlamış, yoksullaştırdığı coğrafyaların yoksullarına Apartheid rejimini dayatarak Batılılar için Helsinki “İnsan Hakları” anlaşmasına dayanan rejimler kurmuş, yoksullaştırdığı coğrafyaların insanlarını NAFTA ve Maastricht savaş stratejileri aracılığıyla ölüm rezarvuarlarına hapsederek Batılı çalışanlar için serbest dolaşım sağlamıştır. Bunların anlamı şudur: bu ve benzeri bölünmelere yol açan neden ve olgulara karşı, yani “Sosyal Devlet”e, NAFTA ve Maastricht’e, iş gücünün serbest dolaşımının yoksullaştırılmış ülkelerin çalışanlarına yasak edilmiş olmasına, işsizliğe “çare” olarak kadın işçilerin yeniden eve kapatılmak istenmesine, kadınların, göçmen işçilerin ve “vasıfsız” işçilerin düşük ücretle çalıştırılmasına karşı mücadele etmeden, Dünya İşçi Sınıfının enternasyonalist birliğine; dünya devrimine; sosyalizme ulaşmak mümkün değildir.

Komünist Zemin, Ezilen Uluslar’ın, Kadınların, Eşcinsellerin, Engellilerin ve bir bütün olarak yeryüzünün neresinde olursa olsun, kurulu egemen yaşamın mağduru olduğu için başkaldıran haklı bütün toplulukların “eşitlik” ve “adalet” taleplerini; başka bir deyişle, ezilen toplulukların ezeni kadar “özgür” olmayı hedefleyen taleplerini ve eylemlerini tereddütsüz bir biçimde sahiplenir. Bu göreceli özgürlükçü isyankar hareketleri nihai özgürlük eyleminin vazgeçilmezleri olarak görür. Bu hareketlerin, nihai özgürlük mücadelesi ile bağını kurmak için mücadele eder.

Komünist Zemin, varlığı başlı başına bir savaş nedeni olan kapitalizmin egemenliği altında barışın mümkün olmadığını savunur ve kapitalizmin egemenliğine rağmen savaş karşıtlığı ve barış savunuculuğu yapan, silahsızlanmayı savunan sınıf uzlaşmacı anlayışı mahkûm eder. Egemenlerin tarihi savaşların da tarihi ise ve yeryüzünde, hayatın herhangi bir alanında baskının, ayrımcılığın, sömürünün, yokluk ve yoksulluğun olması, savaşın var olduğu anlamına gelir. Egemenler tarihe ve yaşama egemen oldukları müddetçe savaşların var olması kaçınılmaz olacaktır. Yeryüzü üzerinde barışın ve silahsızlanmanın gerçekleştirilebilmesi, burjuvazinin mülksüzleştirilmesi, iktidarsızlaştırılması ve savaşlara yol açan sorunların alt edilmesi ile mümkündür. Silahsız bir dünya ve evrensel bir barış, dünya ölçeğinde örgütlü savaş makinası kapitalizme karşı, “Sömürülenler ve Ezilenler Arasında Barış, Sömürenlere ve Egemenlere Karşı Savaş!” parolasıyla sömürülenlerin ve ezilenlerin karşı savaş cephesinin örgütlenebilmesi ile olanaklıdır. Barış ve silahsızlanma talep edilmez, ancak kapitalizm yok edilerek gerçekleştirilebilir.

Komünist Zemin, ekolojik sorunlardan ve çevrecilikten yalnızca kendi kapısının önünü süpürerek kurtarmayı anlayan, doğayı zehirleyen kapitalizmin varlığına karşı çıkmak yerine onunla zehrin nereye atılacağının pazarlığını yapan, bir bütün olarak yerküre yaşamını yok olmakla yüzyüze getiren kapitalizmin bizzat varlığına karşı mücadele perspektifine sahip olmayan, bu özelliklerinden ötürü milliyetçi ve ütopik olan ve kapitalizme yeni refleksler kazandıran sistem içi çevreci anlayışla arasına mesafe koyar. Kapitalizmin bir sonucu olarak ölümcül bir hal almış olan ekolojik sorunlara ilişkin yaklaşımının temelini: doğayı ve doğada ki yaşamı yıkıma götüren kapitalizmi yıkmadan, sosyalizmi kurmadan doğanın kurtarılması mümkün değildir ve doğanın kurtarılması ile sosyalizmin kurulması birbirine endekslenmiştir gerçekliği oluşturur.


1 Burada kastedilen, Komünist Manifesto’nun batı, erkek merkezli vb. eksik, yanlış, ya da kesinlikle mahkum edilmesi gereken yanları değildir. Burada kastedilen, Komünist Manifesto’nun tarihsel maddeci anlayışı, enternasyonalizmi, egemenlerin tarihi ve hükümranlıkları karşısındaki devrimci duruşu, ogüne kadar varolan toplumsal kurtuluşçu anlayışlar karşısında bilimsel sosyalizmi temsil etmiş olması ve ezilenlerin nihai kurtuluşu mücadelesinde bir mihenk taşı olmasıdır.


2 Burada kastedilen, Bolşevikler`in, devrimden sonraki stratejileri, politikaları ve uygulamaları olmadığı gibi, bütün bunların bir bütünlük içerisinde; bütünü ile savunulması da değildir. Burada kastedilen; bizzat devrimin kendisidir. Ve ekim devriminin manifestosu olarak kabul edilen 1917’ de ki Bolşevik bildirgedir. İktidarın alınmasından sonraki süreci, ayrıca ele alarak tartışmak gerektiğinden burada girmiyoruz.

3 Burada kastedilen, söz konusu ilk dört kongrede alınmış olan kararların bütünü ve pratiği değildir; burada kastedilen, esas olarak dünya devrimi, enternasyonalizm, sosyalizm anlayışı gibi Marksizmin temel ilkelerine ve anlayışına olan bağlılıktır.